| King's Bounty The Legend |
|
05/11/2008 Ali Kerem Editör
Kimler okumalı, kimler oynamalı?
RPG seviyorsanız seveceğiniz, strateji seviyorsanız çok seveceğiniz, sıra tabanlı stratejilerden ve özellikle Heroes of Might & Magic serilerinden hoşlanıyorsanız mutlaka bitirene kadar oynayacağınız, hem RPG hem sıra tabanlı strateji seviyorsanız oyundaki her bölüğü yok etmeyi, tüm yan görevleri yapmayı, oyundaki her ayrıntıyı çözmeyi bitirmeden bırakamayacağınız bir oyundan bahsediyorum. Bu türlerden hiçbirisiyle ilgilenmiyorsanız; denemeyi bile düşünmüyorsanız sizler açısından yabancı terimler barındıran, sıkıcı bir yazı olabilir. (Uyarmadı demeyin.) Başlıyoruz, ata binmeyen ünite kalmasın! Karakter yaratarak oyuna başlıyoruz. Karakter yaratma ekranının resimleri mevcut. Warrior, Paladin ve Mage olmak üzere 3 karakter sınıfı var. İsmimizi yazıyor, oyunun zorluğunu seçiyor, karakter sınıfımıza karar veriyor, oyunda işlevi olmasa da kendimize özel bir sembol seçimi yapıp oyuna başlıyoruz. Karakterlerin farklarına yazının devamında değineceğim. Öncelikle seviye (level) atlama olayı bu oyunda farklı. Seviye atladığınız zaman size Rune taşları ve Leadership gibi bonuslar veriliyor ve ek olarak seçeceğiniz bonus tercihinize bırakılıyor. Rune taşları bu oyunda ne işe yarıyor, sonraki satırlarda açıklamasını bulabilirsiniz. Bu bonus seçeneği her seviyede değişiyor. Örneğin, "+7 Mana / +1 Intellect" gibi iki seçenek veriliyor ve siz hangisini seçerseniz onu veriyor size. Bazen büyük tereddütler yaşayabiliyorsunuz. Verdiğim örnekte bir Mage büyük tereddüt yaşayabilirdi mesela. Not: Leadership, Mana, seviye, deneyim gibi kavramlara yabancı olan arkadaşlar için resimler üzerinde yüzeysel bir anlatım yaptım, türe yabancıysanız büyük yardımı dokunacaktır.
Bu oyunda "Rage" ve "Chest of Rage" isimli kavramlar bizlere yabancı. Rage dediğimiz şey, savaşçının Mana'sı gibi bir şey. Savaş modunda aldığınız ve verdiğiniz hasar başına belli bir miktar Rage kazanıyorsunuz. Rage, bizim büyü kitabının savaşçılar için versiyonu olan Chest of Rage içindeki güçleri kullanmamıza yarıyor. Bu Chest of Rage, 4 ruh saklıyor içerisinde ve hepsinin farklı güçleri, bu güçlerin de belli Rage değerleri var. Bir güç kullandığınız zaman gücün gerektirdiği dinlenme miktarı kadar gücünü kullandığınız ruh dinleniyor, birkaç round kullanamıyorsunuz o ruhu yeniden. Bu ruhların ve güçlerin çeşitlerine resimlerden ulaşabilirsiniz. Karakter sınıflarının farklarından birisi bu Rage olayı. Savaşçı Rage miktarını çok çabuk doldururken Paladin biraz daha zorlanıyor, Mage ise Chest of Rage'i diğer iki karakter sınıfına göre çok daha az kullanabiliyor. Büyü kitabının görüntüsünü ve büyüler hakkındaki bilgileri yine resimler üzerinde bulabilirsiniz ancak büyü kitabıyla ilgili olarak bize yabancı bir kavram var: Magic Crystals. Büyüleri büyü kağıtlarından (Magic Scrolls) öğreniyoruz ve öğrenmek için bizden belli bir miktar bahsettiğimiz kristallerden istiyor. Öğrenince işimiz bitmiyor, eğer az sonra bahsedeceğim yeteneklerimizden üst sınıf büyü yapabilme yeteneklerini açtırdıysak kitabımızdaki büyüleri bir üst seviyeye geçirebiliyoruz. Etkileri değişiyor, gelişiyor, hasar veren büyülerin hasar miktarları artıyor. Dolayısıyla bazı büyülerin Mana gereksinimleri de artış gösteriyor. Ona göre, geliştirmeden önce gereksinim duyacağı mana miktarına ve kapsayacağı yeni etkilere iyi bakın. Taşıyabileceğimiz büyü kağıdı miktarı sınırlı ve sınırı doldurduğumuz zaman yeni büyü kağıdı satın alamıyoruz, bunu da ek bilgi olarak belirtelim.
Geldik yeteneklerimize... Oyunda yetenekleri geliştirmenin seviye atlamakla bir ilgisi olduğu söylenemez. Yetenekleri geliştirmek tamamen elinizdeki Rune taşlarının miktarına bağlı. Warrior sınıfını temsil eden Might, Paladin'i temsil eden Mind ve Mage'i temsil eden Magic yetenek sınıfları var. Bu yetenek sınıfları yine kendileriyle aynı isimleri taşıyan Might Rune, Mind Rune, Magic Rune isminde taşlara ihtiyaç duyuyorlar. Tabii bir yetenek Might yetenek sınıfında diye sadece Might Rune istemiyor ama Might Rune ihtiyacı diğer sınıf yeteneklerden daha fazla oluyor. Nitekim her sınıftan yeteneklere eğilim gösteriyorsunuz ancak kendi sınıfınızın yetenekleri daha ağır basıyor. Karakter sınıfları arasındaki bir fark da yeteneklerden kaynaklanıyor. Her karakter sınıfının sadece kendisinde bulunan ve geliştirilebilen 2 adet yeteneği var. Warrior, Anger ve Iron Fist yeteneklerini, Paladin, Holy Anger ve Runic Stone yeteneklerini, Mage de Alchemy ve Higher Magic yeteneklerini diğer karakter sınıflarında bulunmaksızın geliştirebiliyor. Adamın asabını bozmayın!
Ordu ve üniteler konusunda Heroes kuralları geçerli. Öncelik (Iniative), hız, saldırı, savunma gibi özelliklere sahip üniteler. Saldırı ve savunma özelliklerini yine kendi saldırı ve savunma özelliklerimizle arttırabiliyoruz. Ünitelerin moralleri çok önemli oyunda çünkü biliyoruz ki ünitelerin her zaman vuruş değerleri belli değerler arasında olur. Örneğin, bir ünitenin hasar miktarına baktığımızda 8-15 gibi rakamlarla karşılaşırız. Bu ünitenin en az 8, en fazla 15 vurabileceğini gösterir. Critical Hit dediğimiz olayda ise en fazla hasarından bile fazla bir değerde vurarak çok daha etkili oluyor üniteler. Ünitenin morali yüksekse Critical Hit vurma şansı artıyor, bu sayede çok daha etkili saldırılar yapabiliyorsunuz. Morali düşükse de tam tersi durum geçerli oluyor. Moralin düşüp yükselmesini en çok etkileyen şey, şüphesiz ki bir arada tuttuğunuz ünite çeşitleri. Oyun size 5 çeşit üniteyi aktif olarak savaşta kullanma, eğer Mind yeteneklerinden Reserve yeteneğini geliştirirseniz 2 çeşit üniteyi de yedek stoğunuzda bulundurma şansı veriyor. Gidip de aktif ordunuzda Dwarf ile Elf'i bir arada tutarsanız ikisinin de morali düşüyor doğal olarak. Bunların yanında bazı ünitelerin özel yetenekleri var ve büyük avantaj sağlayabiliyorlar. Örneğin, Evil Beholder'ın savaş başına 1 kez kullanabildiğiniz belli miktar Leadership değerince düşman ünitesini kontrol altına alma özelliği, Royal Snake'in 1 kare öteden vurup karşılık almadan hasar verme özelliği çok ama çok kullanışlı. Oyunda tabii ki üstümüze aldığımız ya da çantamızda bekletebileceğimiz eşyalar mevcut ama oyun yine ne yapmış etmiş, farklı bir şeyler katmış bu özelliğe de. Bazı eşyalar Upgrade edilebiliyor yani özellikleri geliştirilebiliyor ancak her şeyin bir bedeli var. Eşyalarımızı geliştirme seçeneğine girdiğimizde bir anda kendimizi yaratıklar ve çeşitli büyülerle oldukça etkili hâle getirilmiş Gremlin Kuleleri ile dolu bir ordunun ortasında buluyoruz, o orduyu yendikten sonra, eşyanın gelişmesi tamamlanıyor. Eşyalar da aynı ünitelerdeki gibi belli ırklara sahipler ve bazılarında yine moral öğesi var. Bir önceki paragrafta bahsettiğimiz gibi o eşyanın morali düşerse ya da yükselirse özellikleri de ona göre değişiklik gösteriyor.
Gelelim fasülyenin faydalarına...
Genel kriterleri de değerlendirmeyi unutmayalım.
Senaryoya baktığımızda bütünlük sağlayan derin bir konu yok aslında. Her görev; gerek ana gerekse yan görevler olsun, ayrı bir hikâye oluşturuyor oyunda ama aslında hepsi az çok birbiriyle bağlantılı. Çünkü bunları başaran, bu hikâyelere ortak olarak esas senaryonun değişmesine katkıda bulunan sizsiniz. Bazen bir kahraman bazen bir korsan bazen bir serüvenci bazense bir hazine avcısı olarak hem kendinize hem de başkalarına iyiliklerde bulunuyorsunuz. Eh, bu başkası da bazen kötü bazen iyi tarafta olabiliyor. Nitekim bu başkalarına iyiliklerimizi yapıp bu küçük hikâyeleri başarıyla tamamladığınız zaman nihai sonuca ulaşıyoruz ve oyunu bitirebiliyoruz. Oyun bittiğinde sevinir misiniz, üzülür müsünüz, o konuda kesin bir cevap vermek oldukça güç. Şunu da ekleyelim ki oyun boyunca senaryo aklınıza gelen son şeylerden birisi oluyor ama adına kitaplar yazılacak bir hikâyeyi de hepimiz isterdik tabii. sonra zaten güçlü olan ordularla baş etmek için yolculuğa çıkabiliyorsunuz. Düşmanlarınızın siz geliştikçe gelişmesi gibi bir durumu yok; zaten yeterince güçlü ordular var oyunda, merak etmeyin. Düşmanlarınızın başında sizin gibi herolar mevcut ise onlar da gayet mantıklı kullanıyorlar taktiklerini. Bol Mana sahibi bir hero ile karşılaşınca ne demek istediğimi daha net anlarsınız. Bu aşamadayken harita yapısından bahsetmekte de fayda var. Basite indirgeyecek olursam; oyundaki coğrafyalar, bölümlerden ve adalardan oluşuyor. Haritayı açtığınız zaman bulunduğunuz bölümün ayrıntılı bir görüntüsü ile karşılaşıyorsunuz. Bir üste çıktığınızda ise bulunduğunuz adadaki tüm bölgeleri görebiliyorsunuz. En üstte de oyundaki tüm dünyanın, dolayısıyla tüm adaların genel bir görünümü ortaya çıkıyor. Tabii, bu haritada bulunmayan yerler de yok değil. Haritamız oldukça geniş, zaten haritaya bakınca bile oyunun oldukça uzun bir oynanış süresi olduğunu görebilirsiniz. Az daha kassaydın olacakmış be güzelim...
|

Bioshock neden şok etkisi yaratmış, neden beğenilmişti bu kadar? Şöyle bir hafızamızı yoklayınca hatırlıyoruz ki büyük bir sürpriz olmasıydı bunun en büyük nedeni. Birçok güzel FPS 'nin çıkacağı bir dönemde aralarından fırlayıp İşte ben! diye haykırıyordu adeta. Genellikle sürpriz olarak piyasaya çıkmış başarılı bir oyun, beklentileri karşılayarak çıkan ismi bilinir kaliteli bir oyundan daha fazla zevk verir insana. "Genellikle" diyorum çünkü Diablo II gibi oyunlar, beklentileri tamamen karşılamamalarına rağmen deli gibi oynatmışlardır kendilerini. İşte sıra tabanlı strateji ve RPG sevenleri bekleyen bir sürpriz ile karşılaştı bu sene oyun dünyası: King's Bounty: The Legend.